Merhaba   Giriş  Üye Ol Şifremi Unuttum  
          

   
Ana Sayfa
Biyografi
Şiir
Kitaplar
Söyleşiler
Kültür Sanat
Köşe Yazıları
Künye
Ziyaretçi Defteri
Harranlı Müneccim - Cahit Koytak

sonunda yağmur yağacak,
hem öyle bir yağmur ki
yapılmayan işlerin,
ödenmeyen borçların,
tutulmayan sözlerin
mazereti olacak.
ve kefareti, uğruna bir tazenin
kalkıp yollara düşmeyi
ve kaderle güreşmeyi bu yaşta
göze alamamanın...

öyle bir yağmur ki, aylarca
belki yıllarca yağacak;
senatoyu su basacak,
sarayı, kiliseyi...
ve patriğin külahını
snodun çamurlu tortuları üstünde
yüzdürecek kadar
yükselecek sular;
yağlı takkelerini yüzdürecek kadar
çerçöple birlikte,
kavgayı kızıştıran ruhanilerin;
ve takma başı üstündeki
takma perçemini
biçare imparatorun.

elmas sertliğinde yağacak,
sabır inceliğinde...
ve yasaları eritecek yağmur,
töreleri - o yıkılmaz sanılan
kaleleri, kurumları falan...
yer gibi sağlam, gök gibi her yerde
diyerek şanını yücelttikleri
ama kanını emdikleri,
kökünü kemirdikleri
köhne devleti...

öyle bir yağmur ki...
allakbullak edecek piyasaları,
dinleri, sanatları, ülküleri;
maskaraların suratlarına sürdükleri
boyalı pudra gibi eritip akıtacak,
pudra şekeri gibi...
dilleri, üslupları, retorikleri.

ve siz ey, süslü seremonilerin,
sadakat gösterilerinin,
ödüllerin, nişanların altında
yamalı ciğerlerini,
tahta cambaz bacaklarını
gizlemeye çalışan
yeteneksiz saray şairleri!

o yağmur yağınca,
o büyük yağmur,
teranelerinize can katmak için
cıvıltılarına kulak kabarttığımız,
tahsisat-ı mestureden ödenekli
ilham perileriniz,
ilham fareleriniz
yuvalarından dışarı vuracak,
halkın yatağının, yastığının altından,
gardıroplarından fahişelerin,
akla gelen her kuburdan,
hatta ayak yollarından muhaliflerin;
hem de leşlerinin kuyrukları
sizin burunlarınıza
dolanmış olarak!

o yağmur yağınca,
o büyük yağmur,
kemerli, revaklı hayalhanelerinde
arp çalan, neşide söyleyen,
iskambil falı açan
ve tatlı ürpermeleri içinde
ölümlü ihsasların
aşk oyunlarıyla oyalanan
zarif ruhlarını çürütecek rutubet
ve rakik vicdanlarını
suskun entellektüellerin

ve yıkayacak o büyük yağmur,
silip temizleyecek
noktasına, virgülüne kadar,
halkın belleğine balçıkla sıvadıkları
bulanık satırlarını,
görece lekelerini şöhretimin;
o göçebe serazen güzeliyle yaşanan
küçük, masum macerayla ilgili...

bunları ben söylüyorum;
en uzak yıldızlara,
ziclere, atlaslara bakarak...
ben, El Harizmi´nin gözde tilmizi,
-öyle olduğu için de
Bağdat´a tutunamayan,
Roma´da anlaşılmayan,
ve Bizans´ta, elli yaşında
tam yıldızı parlayacakken
adı ikon kırıcıya
ve kart hovardaya çıkartılan-
ben, yıldızbilimci, şair
Harranlı Leon:

ben, matematikçi, mimar, ressam;
rum ateşinin mucidi;
hendesede hace-i hacegân;
yedi dilde konuşan,
üçünde yazan-bozan;
gizli ilimlerde,
bahusuz maraz-ı kalpte
ve inkisar-ı aşk ve muhabette uzman;
diline hâzik hekim,
eline mahir cerrah;
tarid-i cin ve sihir,
ilahiri ilahiri ilahir...

 
   
Mehmet Efe  - Meksika sınırı
Alper Gencer  - Kara sessiz gemiler geçiyor geceden
Cafer Turaç  - Amasya Mektupları
Cahit Koytak  - Virtüöz Ölüm
Mihail Nuayme  - Keşke dikenler anlayabilse
Mevlana  - Gâzel
Yunus Emre  - Bir dürr-i yetimem ki...
Metin Önal Mengüşoğlu  - Cila Kül Ve Kefen
Cahit Koytak  - Harranlı Müneccim
William Shakespeare  - 66. Sone
İsmet Özel  - Mataramda Tuzlu Su
Osman Sarı  - Taş Gazeli
Necip Fazıl Kısakürek  - Çile
Eren Safi  - Mürşidim Kocakarı
Ayşe Sevim  - Amin
İbrahim Tenekeci  - Ağır Misafir
Sezai Karakoç  - Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
Şehriyar  - Heyderbaba´ya selam
  - www.antoloji.com
Sıtkı Caney  - Ebuzeran
Galip Sevindir  - Melek
Cahit Koytak  - Gazze Risalesi
Cahit Koytak  - Jozef´e Mektup
Nuri Pakdil  - Anneler ve Kudüsler
Sezai Karakoç  - Alınyazısı Saati
M. Sait Yakut  - Lımin oyy, Ez bımırım…
Hasan Ali Yücel  - Tevhid
  
 Copyright © 2008 Medkon