Ey samimi dost! Bilgi zanla ortadan kalkmaz. Hali böyle olan birisi, ziyana uğramışların en zararlısıdır. İman izzeti daha üstün, fakirlik izzeti ise, kula yaraşır olandır. Yoksul mümini, malıyla zengin, makamıyla itibarlı ve fakat kendinden perdelenmiş müminden saygın görmelisin. Çünkü fakir mümin, senin hakikatinin tecelli ettiği bir yerdir. Sana ise, yolunun dışına çıkmaktan sakınarak, hakikatini müşahede etmek emredilmiştir. Öyleyse fakir mümin, içinde kendini gördüğün bir aynandır. Malı nedeniyle zengin olan mümin ise, senin için paslı bir aynadır. Dolayısıyla sen kendini onda göremezsin ve yüzünde gerçekleşen değişmeyi anlayamazsın. Allah Teâlâ peygamberini boş yere ikaz etmemiştir. Aksine Allah, burada hidayet yollarının en üstününü açıklamış, bayağı yola sapmaktan alıkoymuştur. Allah, zorlayarak ve icbar ederek, sana bu nasihatte belirttiğim hususu söylemiştir. Öyleyse sen zenginlik ve izzeti onları hak edenden ayırma –ki onları hak eden, Allah’tır-. Böyle yaparsan, bilgileri gaflet ve unutmayla kirlenmemiş olan bilginlerden birisi olursun.
Fütûhât-ı Mekkiye 10. Cilt. Sh. 380–381