|
|
|
|
Hınıs'ın Eğmeleri
-
Hınıs’ın Eğmeleri, kitapta alt başlık olarak da belirtildiği gibi bir araştırma kitabı. Hınıs’ın geleneklerini, halk oyunlarını, hikâye ve seyirlik oyunlarını, türkülerini, manilerini, atasözlerini, bilmecelerini, şiirlerini, yöresel giysilerini, yemeklerini, ziyaret ve türbelerini, düğünlerini, tarihi eserlerini, kısaca Hınıs’ın kültürüne dair birikimi geniş bir yelpazede ele alarak incelenmektedir.
Yazar Önsöz’de kitabın amacını şu sözlerle dile getiriyor: “Bu Kitap, Hınıs’ın geçmişinden bugüne tarihini, çeşitli sanat etkinliklerini (fikir, sanat, edebiyat), gelenek ve göreneklerini, gezilip görülmeye değer yerlerini tanıtmak amacıyla oluşturulmuştur.” Bir kültürün gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için sözlü geleneğin yeterli olmadığı bilinmektedir. Bu bakımdan yazılı kaynakların bu manada ne kadar önemi haiz olduğu unutulmamalıdır. Cemalettin Güzelbaba’nın çalışması da Hınıs kültürünün gelecek nesillere aktarılması konusunda büyük bir işlev görecektir. Yazarımızın da belirttiği gibi, bu kitabı müteakip yeni araştırmacıların daha fazla çalışma yaparak, kültürümüzün unutulmaya yüz tutmuş yönlerini bulup gün yüzüne çıkarmaları gerekir.
|
|
|
|
|
|
|
Mefâtîhu’l-İ’câz fi Şerhi Gülşen-i Râz
-
Gülşen-i Râz, tasavvuf nazariyeleri ve sûfiyâne aşkın mahiyeti ile; sûfîlerin, maddî mefhumlara delâlet eden kelimelerden (kaş, göz, yüz, ben vs.) ne anladıklarına dair yazılmış eserlerin başında gelmektedir. Müellif, eserin ilk kısımlarında daha çok bir âlim kimliğini taşır, sûfiyâne aşk ve onunla ilgili hususlardan bahsetmeye başlayınca şairlik yeteneği ortaya çıkar. Şebüsterî’nin sanat ve düşüncesi üzerinde Muhyiddîn İbn Arabî ile birlikte, kendisinin çok takdir ettiği Feridüddin-i Attâr ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin etkisi de görülmektedir. Tasavvufi aşkı, özellikle tasavvufî mecazları ve sûfîlerin bu mecazlardan kastettikleri manâları anlamak için Gülşen-i Râz, başvurulması gereken en önemli kitaptır. Gülşen-i Râz, yazıldığı tarihten itibaren vahdet-i vücûdu anlatan ve mecazları yorumlayan müelliflerin Kur’an, hadis ve Mesnevî’den sonra başvurdukları ana eser olmuş, birçok kişi tarafından şerhedilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
|
 | Loading… |
|