|
|
|
|
|
|
|
Çöl / Deniz Hz. Hatice
-
Hatice, Sibel’in anlatımında kalbi Resul’ün evi olan kadın. Elçi için aşkın hem imkânı hem de mekânı. Hatice Resulullah’ın eşi, evi, sığınağı. Hatice, Muhammed (a.s.)’la evlendiği sırada ticaretle iştigal eden bağımsız bir kadındır.
“Cahiliye” diye isimlendirdiğimiz, kadınlara hiç değer verilmeyen bir toplumda bir kadın nasıl bu denli güçlü olabilir? Sibel kitabında bu sorunun cevabını arıyor.
Bir bakıma kutsallık adına soyutlaşmasına izin verilen kişilikler ve olgular hakiki yüzleri ve ifadeleriyle görünüyor bize Çöl-Deniz ’in sayfaları akıp giderken. Yazarın suskunluk, konuşmak, uyku, uyanıklık, rüya, aşk gibi kelime ve kavramlar üzerinden ürettiği güçlü metaforlar bizi Hatice’ye yakınlaştıran yolun yapıtaşlarına dönüşüyor. Gecenin bir vaktinde iki kadını, küçük oğlu birdenbire ateşlendiği için paniğe kapılarak bir hekim arayışına düşen Hatice ile çocuklarının dadısı Meysere’yi şehrin uzak bir semtine giderken gözlerimizin önüne getirebiliyoruz. Aradan asırlar geçse de gece karanlığının kadınlara yönelik tehdidinde bir eksilme olmadığını düşündürtüyor bize bu sahne.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kent Dindarlığı
-
kent dindarını özet olarak, herhangi bir inancın ulviyetinden ya da toplumda karşılığından dolayı kendine kimlik çıkarmaya soyunmadan, dinden çıkar beklemeyen, inancını kendi ulviyeti açısından kişiselleştirerek yaşayan bireyler olarak tanımlayabiliriz. Altan’ın tabiriyle dinin insan için, insanın hakikat arayışı için var olduğunu unutmadan, geniş bir algılamayla insanın aklını, düşüncesini, ufkunu ve faaliyetini ön planda tutan, inancı tek egemen olarak görmeyen bir anlayıştır.
Din üzerinden çıkar elde etmeye çalışmayan bir insan, hayatla ilişkilerinde de dini ön plana çıkarmayacaktır. ‘Cami-kışla’ ikileminde örselenen toplumun normalleşmesini sağlayacak vasıfların kazanılmasında kent dindarlığına duyulan ihtiyaç, birlik ve beraberlik içinde yaşanılması gereken medeniyetimizin toprağın altında bulunan katman katman zenginliklerini gün ışığına çıkarması, Şeyh Galip’i, Hüsn ü Aşk’ı ya da diğer yitirdiğimiz değerleri anlamamızı öngörüyor. Kendimizi, toplumu ve geleceği inşa etmemiz açısından önemli bir zeminde ele alınması, tartışılması, topluma ayna tutarak sorgulanması gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
 | Loading… |
|
|
|
|