Mefâtîhu’l-İ’câz fi Şerhi Gülşen-i Râz -  Cemaleddin Mahmud Hulvi
İnsan Yayınları - 25.01.2012

Gülşen-i Râz, tasavvuf nazariyeleri ve sûfiyâne aşkın mahiyeti ile; sûfîlerin, maddî mefhumlara delâlet eden kelimelerden (kaş, göz, yüz, ben vs.) ne anladıklarına dair yazılmış eserlerin başında gelmektedir. Müellif, eserin ilk kısımlarında daha çok bir âlim kimliğini taşır, sûfiyâne aşk ve onunla ilgili hususlardan bahsetmeye başlayınca şairlik yeteneği ortaya çıkar. Şebüsterî’nin sanat ve düşüncesi üzerinde Muhyiddîn İbn Arabî ile birlikte, kendisinin çok takdir ettiği Feridüddin-i Attâr ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin etkisi de görülmektedir. Tasavvufi aşkı, özellikle tasavvufî mecazları ve sûfîlerin bu me­cazlardan kastettikleri manâları anlamak için Gülşen-i Râz, başvurulması gereken en önem­li kitaptır. Gülşen-i Râz, yazıldığı tarihten itibaren vahdet-i vücûdu anlatan ve me­cazları yorumlayan müelliflerin Kur’an, hadis ve Mesnevî’den sonra başvurduk­ları ana eser olmuş, birçok kişi tarafın­dan şerhedilmiştir.
Keje -bir gecede büyümek--  Emine Uçak Erdoğan
Timaş Yayınları - 23.01.2012

-Bazen böyle bir umut oluyor. Kemal Burkay’ın unutulmaz şiirindeki ‘Belki şehre bir film gelir’ dizesi gibi. Hepimizde bir umut oluyor ve eminim çocuklarda o umudun kırıntılarını hissediyorlar. Sonra Uludere gibi bir facia yaşanıyor ve umut yeniden kırılıyor. Ve o umudun tekrar kırılması daha da kötü bir şey. Ama ben umudu tamamen yitme taraftarı değilim. Bu meselenin böyle gitmeyeceği, bu acının böyle hep böyle yakıcı devam etmeyeceği açık. Bunun yolu da empati duygusunun gelişmesiyle mümkün. Ve biz bunu yavaş görüyoruz. Ancak Uludere’de bu sınavı geçemedik. Eğer Uludere sınavı başarıyla geçilmiş olsaydı –acıların tamamen sahiplenilmesi anlamında- bu işimizi daha kolaylaştırırdı.
Tevhid-  İsmail R. Faruki
İnsan Yayınları - 16.01.2012

Şehid Farukî’ye göre tevhid ilkesine sarılmak, bütün takva, dindarlık ve faziletin temelidir. İbadet edilmeye layık olan yalnız Allah’tır. “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını söyleyeyim; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.” En’âm; 151. Bu temel ilke çerçevesinde kitap İslam’ın dünya kültürüne özel katkısı üzerinde de önemle durur: “…tevhid, değer-kurumsal düzeyde üç yeni anlamı ifade eder. Birincisi, ilahî irade olarak mutlak olanın tahakkuk edeceği bir materyal olduğudur. Bu nedenle mevcudatın her zerresi iyidir ve bütün mümkün dünyaların sadece en iyisi değil; kusursuz ve mükemmelidir de. (…) Tevhid’in ikinci anlamı, insanın kendisini kurtaracağı hiçbir günahla malul olmadığıdır. İnsanın yolunun engellerle dolu olduğu, kendisini benliğinin içinde kaybedebileceği, ya da tembellik içinde kolay olan hazcılık ve keyif yolunu tutabileceği gerçektir.
Başörtüsüne Özgürlük Yolunda: Görülmüştür-  Hüda Kaya
Düşün Yayıncılık - 11.01.2012

Hüda Kaya. 28 Şubat sürecinin sembol isimlerinden birisi. O karanlık dönemde, kızları Zehra Nurulhak, Gülan İntisar ve Nurcihan'la beraber başörtüsü mücadelesi için düzenlenen bir gösteriye katıldıkları için 146. maddeden idamla yargılanmış Müslüman bir kadın. 28 Şubat'ın "tanığı, sanığı ve mağduru" olan Kaya, yaşadığı sürece dair tüm deneyimlerini "Başörtüsüne Özgürlük Yolunda: Görülmüştür" isimli, iki ciltlik bir kitapta topladı. Düşün Yayıncılık'tan çıkan bu kıymetli eserde, Kaya'nın yaşadıkları kadar, o dönem diğer Müslümanların çektikleri sıkıntılara da yer verilmiş. Kitapta "zamanın ruhu"nu yansıtan medya haberleri de var ki okurken 28 Şubat'ın karanlığını iliklerinize kadar hissetmeniz mümkün...
Osmanlı Kürdistanı-  Kürdoloji Çalışmaları Grubu
Bgst Yayınları - 09.01.2012

Osmanlı Kürdistanı adlı derleme çalışma Kürdistan kavramının 1925 öncesinde hem Osmanlı entelektüel dünyasında hem de bürokrasisinde yaygın olarak kullanıldığını anlatan ve bu yöndeki yazı ve belgelerden oluşan önemli bir kitap. Osmanlı zihin dünyasının Kürtlerle ve Kürdistan'la ilişkilerinin başlangıç yıllarından merkezileştirme siyasetlerinin baskın olduğu modernleşme sürecindeki sindirme ve inkâr politikalarına değin meselenin ana hatlarını makalelere ve belgelerle ortaya koyarak güncel tartışmalar için sağlam bir arka plan sunuyor. Yavuz Sultan Selim'in Kürdistan'daki Safevi faaliyetlerini engellemek amacıyla İran şahı Şah İsmail üzerine yaptığı sefer aynı zamanda bu coğrafyanın Osmanlılar nezdinde de önem kazanmaya başladığının bir göstergesidir. On altıncı yüzyılın ilk çeyreğine rastlayan bu döneme değin seferlerini daha çok Batıya yapan Osmanlılar bu tarihten itibaren yüzlerini Doğuya dönmüş/dönmek zorunda kalmış ve buraya da seferler düzenlemeye başlamışlardır. Çaldıran Savaşı'nın ardından Diyarbekir, Mardin, Urfa, Rakka ve Musul gibi önemli Kürt şehirlerinin büyük kısmı Osmanlıların egemenliği altına girmiştir.
"Vali Bey ile tanıştığımdan beri 660 kitap okudum"/ Fatma Barbarosoğlu

Hatice Akdemir 16 yaşında. Annesini ve babasını kara toprağın bağrına erken teslim etmişlerden. 74 yaşındaki babaannesi ile yaşıyor.Her kitabı "akleden kalp olarak" okuyor. Sindire sindire. Sorularını yazara ulaştırmayı gaye edinerek. 2011 yılında 19 Mayıs etkinliklerinde 81 ilin yıldızı projesi kapsamında Aksaray'ı temsilen Çankaya Köşkü'ne gidenlerden.
Medeniyet fikri'nin neresindeyiz? (1)/ Yusuf Kaplan

Entelektüel/izm ve akademi/zm, dünyayı, eşyayı ve insanı anlama sürecinde bir işe yarıyor elbette; ama çok sınırlı bir yere kadar. Ne ki, varoluş ve hareket alanlarının sınırlılığı ve sınırlayıcılığı nedeniyle, her tür entelektüel çaba, entelektüalizmle; her tür akademik çaba da akademizmle sonuçlanmaya mahkûm: Bunu göremiyoruz işte!
Ivan Aguéli'den İsmet Özel'e medeniyet meselesi/ Cihan Aktaş

Aliya “Doğu ile Batı Arasında İslam”da bunu döne döne anlattı: Kültür hep araştırır, geri döner ve yeniden başlar. Bu nedenle de kireçlenmek nedir bilmez ve zamanının yükünü üstlenir. Medeniyet arkamızda bıraktığımız, bizi alıkoyması ya da içinde tutması nedeniyle de avantajımız ya da dezavantajımız olan… Kültür ise yeni bir medeniyete doğru kendi çabamızla ektiğimiz biçtiğimiz, bireyselden toplumsala açılan benliğimize/sorumluluğumuza ait bir saha.
Mezhep savaşları/ Ali Bulaç

Bu nerede sona ereceği belirsiz kargaşa ortamında basiretleri bağlanmış görünen iki devlet ortaya çıkıyor: İran kendini bölgedeki Şiilerin ve hatta Nusayri, Zeydi ve Alevilerin referansı ve hamisi; Suudi Arabistan da Sünnilerin referansı ve hamisi görme eğilimine giriyor. İran-Suud çatışması mezhep çatışmasına dönüşüyor, diğer bölgelerdeki yönetimleri ve mezhep gruplarını taraf olmaya zorluyorlar.
Türkiye'nin Şii dünyası politikası nasıl olmalı?/ Gökhan Bacık*

Irak'ta Maliki hükümetiyle ortaya çıkan Türkiye'ye yönelik sorunlar, Ankara'nın güçlü bir Şii dünyası siyaseti ortaya koyması gerektiğinin en son delili olarak görülmelidir.
Öze Dönüş Öze Dönüş Martin Lings İnsan Yayınları
İyilerin Tesbihi (Subhatu'l- Ebrar) İyilerin Tesbihi (Subhatu'l- Ebrar) Molla Cami Kurtuba Yayınları
Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Hüda Kaya Düşün Yayıncılık
Keje, Bir Gecede Büyümek Keje, Bir Gecede Büyümek Emine Uçak Erdoğan Timaş Yayınları
Okuma Yeri, kelamı kalbe taşıyan bir köprü olmak arzusundadır. Kitap yapraklarının hışırtısıyla kalbimizin kapısı sonuna kadar açılır. Kelamın güzelliği çoğaltır kardeşliğimizi. Arayışımız: el ele, gönül gönüle ezeli hikmetin izini sürmek…
Copyright © 2008-2011 OkumaYeri | Künye